30 Nisan 2016 Cumartesi

İşçi ve Emekçi Bayramımız Kutlu Olsun ...

İşçi ve Emekçi Bayramımız Kutlu Olsun ...



Emekçi olarak geçirdiğim 26 yılı geride bırakırken , bu değerli bayramı sosyal medya başında hem coşku , hem hüzün , hem de tuhaf bir romantizm içinde kutlamak zorunda kaldığım için üzgünüm .  frown ifade simgesi  "

Bu uğurda belkide ilk iş gücü gereksinimi duyup ücret karşılığı ya da zorla işçi çalıştıran ( köle)  belki de M.Ö 'den  günümüze , ama en çok sanayi devrimi ve sonrası ve yakın dönem tarihimizde ; hak , adalet , insan onuru için mücadele etmiş tüm değerler ve bu uğurda özellikle canlarını feda eden tüm emekçileri saygıyla anıyorum ve önlerinde saygıyla eğiliyorum ...

Söylenecek çok söz var tabi ki insanın içini şişiren . O kısımı şimdilik geçelim de biz gerçek emekçilerin " her emek günü aslında bir bayram olan " bu bu değerli günü  kutlayalım ...

KUTLU OLSUN HEPİMİZE ...

Ve bir şiir

İŞ NEDİR

Uzun bir kuyrukta dizilmiş
bekliyoruz, Ford Highland Fabrikası önünde. İş için.
İş nedir bilirsiniz- bunu okuyacak yaştaysanız
işin ne olduğunu
bilirsiniz- işbaşı yaptırılmayacak olsanız da.
Boşverin şimdi sizi. Bu beklemek hakkındadır
bir ayaktan öbürüne ağırlık kaydırıp durarak.
Hissederek hafif yağmuru, çiğ gibi
saçınıza dökülen, görüşünüzü bulandıran.
Kendi öz ağabeyinizi gördüğünüzü sanarak,
önünüzde bir yerlerde, belki on sıra.
Gözlüğünüzü silersiniz parmaklarınızla,
ve tabii ki o bir başkasının ağabeyidir,
omuzlarının arası sizinkinden
daha dardır ama aynı üzgün eğik baş, bir sırıtış
inatçılığını saklayamayan,
hüzünlü reddedilme duygusu, onca teslimiyete rağmen
yağmura, beklemeye harcanan saatlere,
ve önlerde bir yerlerde bir adamın “Hayır,
bugün işçi almıyoruz” diyen bilgisine, keyfinin
istediği herhangi bir nedenle. Ağabeyinizi seversiniz,
şimdi aniden, yanınızda veya arkanızda
veya önünüzde olmayan ağabeyinize doğru akan
sevginize güç bela direnirsiniz, çünkü
o evde, Cadillac Fabrikasındaki
hastalıklı bir gece vardiyasından sonra,
uyumaya çalışıyor, ki öğleden önce
kalkabilsin, Almancasına çalışmaya.
Gece vardiyasında 8 saat çalışır, orda şarkı söyler,
Wagner’den, en nefret ettiğiniz opera,
ezel ebed yaratılmış en berbat müzik.
Ne kadar zaman oldu onu sevdiğinizi
söyleyeli, geniş omuzlarından sımsıkı tutarak,
gözlerinizi sonuna kadar açarak, o kelimeleri söyleyeli,
belki yanağına bir de öpücük kondurup? Hiçbir şeyi
bu kadar basit, bu kadar açık yapmazsınız,
çok genç olduğunuzdan değil ya da çok sersem olduğunuzdan,
kıskanç olduğunuzdan da değil ya da kötü niyetli
ya da başka bir insanın varlığına
tahammül edemediğinizden de değil, hayır,
sadece bilmediğinizden; İşin ne olduğunu.

   Philip Levine

Ve Bir Kısa Şiir Daha

Güzel kadınları severim,
İşçi kadınları severim
Güzel işçi kadınları
Daha çok severim

   O.Veli


Ve Bir Fotoğraf


Babam ile Annemin hiçbir sosyal güvenceleri olmadan tamamen alınteri ve emekleri ile taşlı ve düz bir arazi olarak aldıkları , sonrasında başta onlar olmak üzere ablalarım ve benim de naçizane emeğimizle bir zeytin bahçesine dönüştürdüğümüz toprağımızda ki bir çalışmamızdan taze bir karedir ...

16 Nisan 2016 Cumartesi

Atatürk ve Modern Türkiye Düşmanlığının Kaynakları

Bugünkü  Atatürk , Cumhuriyet , modern T.C ve Misaki Milli düşmanlığı ve bölücülüğünün ardından yatanların pek çok ve çeşitli sebebi olabilir hiç şüphesiz .

Bu akşam  okuduğum  bir  alıntı metin  , bana  bu düşmanlığın büyük bir  kuyruk acısının devamında geldiğini ve  beklendiğini kanıtlar niteliktedir .  Aynı zamanda  neredeyse  90 yıldır , ama ziyadesiyle  Atatürk'ün ölümünden itibaren  adım adım , sabırla ve intikam umuduyla beklendiğini de  anlatıyor gibi ...

Dönemin çok zor şartlarında  nasıl kurulduğunu hepimizin bildiği bu güzel Ülkemizin  çağdaş modern demokratik bir cumhuriyet  olarak gelişmesi kalkınması ve temelleri sağlam olarak ayakta kalması için altyapısının da sağlam olması gerektiğinden şüphesi olmayan  Atatürk  aşağıda adı geçen kitabın oluşturulmasını istemiş , oluşumuna kendisi de katkı vermiştir.

Bu bu kitap  , ilk olarak Prof. Dr. . Afet  İnan tarafından 'Vatandaş İçin Medeni Bilgiler' adıyla 1930 yılında yayınlanmıştır. Maarif Vekaleti, Milli Talim ve Terbiye Dairesinin 7.9.1931 tarih ve 2197 sayılı kararıyla orta okul ve liselerden ders kitabı olarak okutulan 'Vatandaş İçin Medeni Bilgiler'in büyük bir bölümü Gazi Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan belgelere dayanmaktadır.

Kitaptan bazı alıntıları  aşağıda   yorumsuz paylaşıyorum .

Satır  aralarında ki bugün güncel olarak karşımıza çıkan  büyük problemlerin aslında hem bir ön görüsü için  Vatandaşlara  bir uyarı , aynı zamanda  muhteşem bir analiz  ve bilgilendirme  niteliğinde  

Değerlendirme ve yorumu okuyucular kendileri yapabilir , sorunların temeline işaret olarak algıladığım kimi noktarın alına parantez içinde notlarımı düşüyorum .

Benin bu metinlere dair  küçük eleştirim , içeriğin dozajında  " Türk Milliyetçiliği " kavramının  ve dozajının fazla oranda verilmiş olmasıdır . 



ALINTILAR  (Vatandaş İçin Medeni Bilgiler)

"Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sâirenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'ân'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine âlet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa'da Allah kelimesinin îlâsı (yüceltilmesi) parolası altında Hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler, fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

(Burada  din kavramı ve  ortaya çıkardığı  binlerce yıllık gerçeklerine yönelik  çok ciddi bir vurgu ,çok cesur ve ciddi bir eleştiri söz konusu . Laiklik kavramının neden bu kadar önemli olduğunun da kanıtı bu aslında . Ve tabi hepsinden önemlisi günümüzde  Atatürk düşmanlığının nereden geldiğinin de bir başka kanıtlarından biri de bu olsa gerek )

Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek kuvvetli bir millet yaptılar. Mısır'da belirsiz bir adamı 'Halifedir' diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palas pâreyi hilâfet alâmeti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, gâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini, topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Millî duyguyu boğan, fânî Dünya'ya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra Âhiret'te kavuşacağını vaat ve temin eden dinî akîde ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mânî olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara kendilerinden evvel ölenlerin Ahiret'teki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek Âhiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, Dünya'nın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı. Davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdan-ı umûmîsi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle (açıklıkla, ferahlıkla), büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün millî hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, Cennet'i değil, eski, hakîkî büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra.

( Ciddi din eleştirisi devamı )

Türk milleti, millî hissi dînî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır, vicdanında millî hissin yanında insanî hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle müftehirdir (öğünür). 

Kralların ve padişahların istibdadına dinler mesnet olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar etraflarını alan papazlar, hocalar tarafından yapılmış teşviklerle, ilâhî hukuka istinat etmişlerdir. Hâkimiyetin, bu hükümdarlara Allah tarafından verilmiş olduğu nazariyesi uydurulmuştur. Buna göre, hükümdar, ancak Allah’a karşı mesuldür. Kudret ve hakimiyetin hududu din kitaplarında aranabilir. İlâhî hukuka mütenit bir mutlakıyet kaidesi önünde demokrasi prensibinin ilk aldığı vaziyet mütevâzîdir. O, evvela hükümdarı devirmeğe değil, onun yalnız kuvvetlerini tahdîde, mutlakıyeti kaldırmağa çalıştı. Bu çalışma 400-500 sene evvelinden başlar. Evvela kuvvetin milletten geldiği ve kuvvete gayrı muktedir bir ele düşerse iştirak etmesiyledir.

(Monarşi ve din birlikteliğinin tarih boyunca insanlara verdiği büyük zaraların altını çizen harika bir tespit ... )

b) Bugünkü Türk milleti siyasî ve içtimaî camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkeslik fikri ve hatta Lâzlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış tevsimler, birkaç düşman âleti mürteci beyinsizden maada, hiçbir millet  ferdi üzerinde teellümden başka bir tesir hâsıl etmemiştir. Çünkü, bu millet efradı  da umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlâka, hukuka sahip bulunuyorlar.

( Maalesef bu samimi ve içten olduğunu düşündüğümüz  düşünce  ve satrılarda ki ifadeler ile bugün ülkenin içinde bulunduğu  etnik içerikli durum aynı değil , bunun şüphesiz çok yönlü sorumluları var ...)

Millet tarifi :  " ...her millete uyabilecek bir tarifi biz de alalım:
A. Zengin bir hâtıra mirasına sahip bulunan;
B. Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan;
C. Ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri  müşterek olan insanların birleşmesinden  vücuda gelen cemiyete millet namı verilir. 

( Bugün yukarıda anılan  B ve C  şıkların çok ciddi erozyona uğradığı aşikar olduğuna göre  başımızın neden ciddi belada olduğu da anlaşılıyor sanırım ) 

Demokrasi Hakkında :

Demokrasi fikrinin muhteviyatı ve mânası hakkında lâyıkıyle tenevvür için onun  kısaca tarihini hatırlatmak faideli olur.  Bundan en aşağı 7000 sene evvel, Mezopotamya'da , ilk beşeriyetin  medeniyetlerinden birini kuran Sumer, Elam ve Akat kavimlerinde demokrasi prensibi tatbik , olunmuştur. Filhakika, bu Türk kavimler, müttehit bir cumhuriyet  teşkil etmişlerdir. Bundan sonra, Atina ve Isparta gibi Yunan şehirleri, bir nevi   demokrasi ile idare olunurlardı. 

( Burada  Sümer , Akat  gibi  Antik medeniyet ve kavimlerin  etnik köken anlamında Türklük ile  özdeşleştirilme ifadesi  ilginç bir unsur olarak görünüyor .  Bugün bilinen en büyük Sümerolog olan Muazzez İlmiye Çığ'ın da  Atatürk tarafından  yurt dışına giden ilk öğrenci ekibi içinde olması ve sonrasında ortaya çıkardığı eserler de  bu durumu destekler nitelikte ...)
"

...




1 Nisan 2016 Cuma

Yörüngede

Yörüngede 

Oturmuşum "Dünya" denilen bir alametifarikanın üstüne
Dolanır dururum bir mecnun misali kutsal ışığın çevresinde
Uçsuz bucaksız bozkırda at süren bir savaşçı misali 
Hem başım döner , hem ben dönerken kendimce 
Durup baktım da bir an geriye birden bire 
Tam kırk altı tur üstüne üç gün geçince 
Minnettarım sana yüce " Wakan Tanka " 
Her gün gösterdin bana yüzünü diye 
Ama hepsinden çok , ama hepsinden çok 
Ama hepsinden çok , beni ben yapan , 
Beni ben yapan , beni ben yapan 
Sizlere ...

Yalnızkartal Konuştu , gecenin derininde 
Sabahı beklerken sessizce ...

(  2 Nisan 2016)





24 Mart 2016 Perşembe

Öyle bir yerdeyim ki Öyle bir yerdeyim ki ! ( Gündem )

"öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
bir yanım mavi yosun
dalgalanır sularda
dostum dostum
güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe.." 

H.H. Korkmazgil




22. 23 . 24  Mart 'ın gündemine dair notlar düşerken bir yere  


Hasan Hüseyin Korkmazgil'in bu  dizeleri takıldı , beynime , dilime , kalemime ve klavyeme  ...

İçimdeki kızgınlığı, acıyı , üzüntüyü , yaşananlara karşı öfkeyi , isyanı , korkuyu , umutsuzluğu da anlatırken , bir yandan da  yaşamın dinamiğini , devamlılığını ,  yaşama sevgisini , umudu  ve coşkuyu da unutmamak gerektiğini  ...

Blog'a  bu üç enteresan ve  çıldırtıcı gün ve gündeminin  başlıklarını eklemek istiyorum , geleceğe not düşmek adına .  

Aslında bu üç gün ,  benzerleri  son zamanlarda  çokça yaşanan üç günlere  bir örnek , o üç günlerden bir kesit gibi ...  Bir çok anormal şeyler yaşanırken hiç bir şey olmamış gibi  yaşıyor görünme deneyinin bir  parçası gibi görüyorum  bu gündemlerin içinde barındırdığı gerçeklerle yaşayan insanları , onları yaşatanları ve ortaya çıkan durumu ve ortamı ...

Ve , onca olan şeye karşı  hiç bir şey nasıl olmuyor diye merak ederek  . Hem korkarak,  hem çekinerek , hem de umutvar bir merakı hiç kaybetmeyerek 


İşte  o üç günden birkaç gündem notu :

22 Mart 
- Rektörün biri : "En tehlikeli kesim okumuş kesim" , diyor 


- Bakanın biri : "Bir kereden "bişey" olmaz " diyor

- Ülkenin biri , bir başka ülkenin içeri alıp soruşturup serbest bırakıp, ödüller verdiği iş (!) adamını , mimimum 75 yıllık bir ceza ile tutukluyor ( Reza Zarrap , ABD'de  tutuklandı )
- Bir de üstüne Avrupa'nın göbeğine bomba paylıyor  ( Belçika - Bürüksel'de ) 



Gündem nefes almaya fırsat bulamıyor ...

23 Mart
Hey Allahim !   Bu nasıl bir şey ?  Bos geçen günümüz yok !
Öküzlükleri çekmek için ne günah işledik biz ?
Dün "pedofili"  meşrulaştı üst düzeyde , bugün de " ortanca hanım " işi tamam !
Bakalım yarın kim ne yumurtlayacak ?

- Ali Ağaoğlu: "Ortanca hanımla(!) İstiklal caddesine gittim. Millet fakir(!), karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım.''
- Dünün bakanlarından  Hseyin Çelik efendi de ' dini siyasete alet etmeyin ' buyurmuş .  Sadece. 'Çüş' diyorum bu aymazlığa !

24 Mart

- Belçika'da içişleri ve adalet bakanları istifa etmiş ! Japon olmadıkları için seviniyorlar mıdır acaba ?

- Biz de milli maç seremonisine 8-10 yaşlarında iki türbanlı kız çocuğu ile çıkıyoruz , Türk asıllı İsveçli oyuncular  Jimi Durmaz ve Erkan Zengin'in önüne düşmeleri de pek manidar ! Hala istismar , her yer istismar !!! ( Bu arada formalar da rezalet ötesi bir dizayn ! )
- Ortalığı kana bulayan örgütün davasında tahliye çıkıyor ülkemizde .  ( Türk adaleti bugün İsid üyelerini tahliye etti bir davada )
- Gece yarısı operasyonu ile meclisten , kişisel bilgilerin yabancı ülkelerle paylaşılmasına engel bir tasarı geçiriliyor ( Onay kurulun 7 üyesinin tamamını bu arada Cumhurbakanı ve Başbakan atıyor. Ne kadar bağımsız ve özgür bir kurul değil mi ?  )
- Ve hiç durmadan kanıksanmış bir şekilde ülkenin doğusundan sürekli şehit haberleri gelmeye devam ediyor . Ayrıca bir yerlerde aylardır süren sokağa çıkma yasağı halen devam ediyor. Şehirler ilçeler boşalıyor .


Vay anam Vay !  derken ve de birden ;

- Yetmezmiş gibi bir de Cruyff ölüyor 

frown ifade simgesi







15 Mart 2016 Salı

Gündem !

Gündem !

Bombalar, ölümler  ,çocuk tecavüzcüleri , harem sevdalıları , kerhane imamları , kara para kaçkınları  , kıç yalayıcıları , mafya bozuntuları , beyinsiz faşolar ,   kaypak aydınlar , göçmen tüccarları  ,  doğa düşmanları , rant yağmacıları , deve kuşu vekiller , g.t kılları , kitapsızlar , savaş sevdalıları , barış düşmanları  ...



Herşeyin sorumlusu dış mihraklar
Ne işleri var  dışarıda , otursunlar gezmesinler
Hocamız mı ? Haşa , tövbe , kattiyen , na mümkün !
Harem okuldur . Hep beraber kaydolup , cümleten verelim ...
Kerhanelere de nöbetçi imam atayıp ,  nikahı kıyalım
Oğlan nereye kaçıyor hanım
Padişahım çok yaşa
Dünyada bir ilk : Mafya mitingi
Emredin Moskova'da namazı kılalım
Ehem , hönk, gak , guk !
Üç milyara itina ile göçmen alınır
Köprü yapar köprü satarım, Deli Dumrul'a kafa atarım
Bu milettin de "a..na korum " hatta gider birde üstüne şehirlerini başına yıkarım
Mütemadiyen herkesi istifaya davet ediyoruz , yahu bizim maaş ne zaman yatıyordu pardon ?
Hülooooğğ
O kadar okudun da ne oldu ?
Gerekirse geçer öbür tarafa sallarız iki füze ne olacak ki
Her yerdeyiz :  tv'de , medya da , maçta , kahvede , okulda , yolda , kışlada , saray da ya da dağda ...






9 Mart 2016 Çarşamba

2016 İzlediğim Filimler : Kısa yorumlar

Şu ana kadar izlediğim filimleri . Kısa notlar ile  şahsi olarak yorumlayıp yine yıldız bazında şahsen tavsiyelendiriyorum .  İzleme kararı  bu yazıyı okuyanındır . Ama  yüksek notlu tavsiyelerimi en azından araştırmanızı gerçekten tavsiye ederim .  Pişman olmazsınız ...


20- Gagarin: First in Space ( 2013 Ynt :Pavel Parkhomenko )
Bu ilk uzay kahramanının hayat  hikayesinden bir kesit Rus yapımı bir film ve drama olarak karşımızda …  Ruslar  , Amerikalıların çok sevdiği  bu tür hikayeleri bence hak ettikleri şekilde çekmişler .  İzlenesi 
Tavsiye :  ****

19- Last Cab to Darwin ( 2015 Ynt : Jeremy Sims):
Son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri . Oyuncululuğu , hikayeyi , hikayedeki karakterlerin gerçekçiliğini hepsini çokça beğendim . Ayrıca Avusturalya'da halen bir Aburjin e nasıl bakıldığı da alt hikaye olarak dikkat çekici ... Ama Rex ‘in hikayesi büyük oyun , etkileyici ... İsteyen izler .... Hepsi bu
Tavsiye : *****

18- Inside Llewyn Davis ( 2013 Ynt : Joel and Ethan Coen )
Gerçek bir müzisyenin 60’lı yıllardaki hikayesinin kurgulanmış hali .  Dahi kardeşlerin dahiliğini göremediğim bir filmdi . Birde müziğe dair her şeyi  dikkatle ve özenle izleme steğime rağmen , çok yavan bir anlatım geldi bana
Tavsiye :  **

17- Forsaken ( 2015 Ynt: Jon Cassar)
Bir Western , meraklısı izleyebilir .  Fena değil , iyi de değil 
Tavsiye : ***

16- Spotlight ( 2015 Ynt:Tom McCarthy )
Çok fazla söze haçet yok . Kimse beklemiyorken benim en büyük Oscar adayımdı ve kazandı .  Gerçek hikaye ve gazeteci hikayesinin sineması , ilgi çeker her zaman . Ama aslolan konu  ve gerçek için izlenmeli . Hey Amerika hey , çirkin yüzlerin ne kadar da çok ! 
Tavsiye : *****

15- The Big Short (2015 Ynt: Adam Mckay )
2007 ekononomik  krizinde  Amerikada ki bir grup  yatrımıcının ( blinen tabiri ile borsacının )  nasıl ters manyal yaparak  morgage balonunun patlamasını ön görüsünü anlatan hikaye .  Tipler  ve oyunculuklar başarılı . 
Tavsiye : ****

14- Creed: Efsanenin Doğuşu ( 2015 Ynt : Ryan Coogler )
Rock’i  ye ye bitmez bir efsane . Bu defa’da Apollo’nun oğlundan medet umuyor . Başrol  başarısız ama  Stallone bence fena değil  , meraklısı dışında  izlenecek bir şey yok
Tavsiye :  **

13- Lonesome Dove Church ( 2014- Ynt: Terry Miles)
Western .  Çok yavan ve ağır ilerleyen bir hikaye  , beğenmedim tavsiye etmem . Yalnızca tür meraklısına …
Tavsiye :  **

12- Meru - Belgesel ( 2015 - Ynt : Jimmy Chin, Elizabeth Chai Vasarhelyi )
Dağcığılığa , doğaya , adrenaline meraklısysanız ,  bu harika belgeseli  tavsiye ederim
Tavsiye : *****

11- In the Heart of the Sea ( 2015 - Ynt: Ron Howard )
Moby Dick kitabı nasıl ortaya çıktı ? Güzel bir kurgu  ve  bir Moby Dick filmi . Ama başarılı
Tavsiye :  ****

10- Rock The Kasbah (2015- Ynt:Barry Levinson)
Sürpriz filmlerden biri .  Zayıf bir film izlenimi veriyor ama  , müziğe  ve gerçek bir Afgan kızının hikayesinin kurgusuna Amerikan sinemacısı ve oyuncuları eşliğinde izlemek isterseniz… Bill Murray adamımdır 
Tavsiye : ****

09- Bridge of Spies ( 2015- Ynt:Steven Spielberg )
Oscar adaylarından dı .  İkinci dünya savaşı yılları ve casusluk filimleri çok ilgimi çekmiyor ama filmi izlerken sıkılmadım . 
Tavsiye : ***

08- Room (2015-Ynt:Lenny Abrahamson)
Hmm  . Etkileyici bir Amerika’nın hem hikayesi hem eleştirsi hem de bu hikayelerden sinema yapıp  bunu sattığı ve başarılı bir örnek .  Hikaye  ve kadın ile çocuk oyuncu performasları etkileyici .  Nasıl  Di Caprio  Oscar’ın da ayının hakkı yenilmeyecekse . Bu film kadın Oscar’ında da çocuğun hakkı yenmemeli ..
Tavsiye : *****

07- Johnny Got His Gun ( 1971 - Ynt: Dolton Trumbo)
Sürpriz filmim :  Bir alt sıradaki , sıra dışı sinema emekçisi Trumbo’yu tanıyınca onun bu filimi yaptığını öğrendim . Hele ki Metallica’nın efsane şarkısı One’ı da bu filmden esinlenerek yazdığını da öğrenince izlemek kaçınılmaz oldu .  Çok etkileyici antimilitarist bir snema ve etkileyici hikaye . Çok şiddetle tavsiye ederim .
Tavsiye : *****

06- Trumbo (2015 - Jay Roach)
Bence bu yıl  bir sinema festivalinde  en iyi film olması gereken yegane film . Muhteşem bir hikaye , oyunculukta çok başarılı . Seninle tanıştığımıza çok memnun olduk Donald Trombo . Filmi yapanlara minettarım .
Tavsiye: *****

05- Ashby (2015- Ynt: Tony McNamara)
Mickey Rouke varsa bir film mutlaka izlenesidir benim için . Seviyorum bu adamı .  Yine de objektif bir tavsiye sunacağım
Tavsiye :  ***

04- Bucket List (2007- Ynt:Rob Reiner)
İki şahane ihtiyar’ı oynayan iki muhteşem  oyuncu. Güzel bir film , izleneci , çekilesi
Tavsiye : ****

03- The Beach (2000-Ynt: Dany Boyle)
Can sıkıntısı deneiyle  yıllar sonra tesadüf izledim . Beğenmedim
Tavsiye : *

02- Mustang (2015-Ynt: Deniz Gamze Ergüven)
Türkiye’nin kangren ve acı hikayesine  güya  dokunmak  istemiş , ama mevzuya Fransız kalmış ( Yönetmen kızımız Fransa’da yaşayan bir Türk )  bir  film . Oscar’a da aday bile oldu . Şaşırtıcıydı bu benim için . Hikaye tamam da  , anlatım ve oyunculuklar  ve de kurgu ve vurgu  çok vasattı bana göre .
Tavsiye :  **

01-The Revevnant (Ynt :Alejandro González Iñárritu) 2015
Ayı olmasa ne yapacaktın be Di Caprio ?  Yönetmen , Kamera muhteşem .  Amerikalıların ilk yerleşimci Beyaz’larınan birisi üzerinden   tek kişilik kahramanlık hikayesi yaratılmaya çalışılmış .  Fena değil bu film  için tavsiye yıldızı kullanmayacağım çünkü herkesin bir fikri var . Ama tüm oylarım Ayı’ya J

Tavsiye :   …  


Yılın ilk konseri : God Is An Astronaut ve Ozric Tentacles


Space rock ve saykodelik  rock ögelerini içinde barındıran müzikleri  ile ilgi çeken  önemli iki grubun  yer aldığı , benim için 2016 yılının ilk konser etkinliği için  İstanbul'un en popüler açık hava  konser mekanı Küçük Çiftlik Park' daydık yine .
Konser önü  hazırlıklarımız  alanın hemen dibindeki  Maçka Parkı' nın güzel atmosferinde iyi geçti . Rock konseri öncesi  huzuru açıkçası iyi geliyor bizim ekibe  ... ( Byfuss, Ajan ve Ben )
Kapıda  dostumuz,  ülkemizin değerli ve önemli müzik yazarlarından Murat Beşer ile karşılaştık , dolayısı ile  onun olduğu bir yerde bizim müzik yazmamız doğru olmaz diye düşündüğüm için o konuya girmeyeceğim . Yazıyı buraya ekliyorum .
Yalnızca ensturmental müzik yapan  gruplardan space rock performansı canlı olarak dinlemek  ilk tecrübemdi  ( Uzun yıllar önce  Uli Trepte  'i dinlemiştim ama aynı kategoriye girer mi bilmem ama , bu vesile ile kendisini saygı ve rahmetle anmış olayım. Kısa sohbetimizde müziğin evrenselliği , sesin uzayda hareketleri ve kozmik dünyaya bakış açısını anımsadım da bir an ...  )  , performansların ilk yarıları iyi geldi ancak Ozric 'de  bir ara ses düzeninden de kaynaklandığını düşündüğümüz aksaklık ve grubu iyi bilen Byfuss'un yorumuna göre  daha iyi ve seçkin play list parçaları olmadığından belki de  ikinci yarısında bizim de gardımız biraz düştü .  Yine de Ozric'e  saygılarımızı gönderiyoruz .  Basçı ablamızın  (Brandi Wynne)  grubu sahnede idare edişine de ayırca hayran kaldığımı ifade etmeliyim , kendisi yaptıkları müziğin ruhuna da uygun olarak gayet "cool"du ...    
Sonrasında  sahne alan   God Is An Astronaut  ise   tarzın yeni donem gruplarından olmasından dolayı  alandaki gençler tarafından daha  çoşkulu  karşılandı ... Tempo ritm ve  sound  daha  doyurucu , sert ve ritmikti . Gerçi  bir süre sonra şarkıların birbirinin benzerleri olması ve performansın devamı bir rutinlik hissi uyandırdı ben de. Vaktimizin sınırlı olması dolayısıyla da konser bitmeden bir süre önce alandan ayrılmak zorunda kaldık .
Organizasyonla ilgili de iki cümle etmek gerekirse ,  içeride ki bira fiyatları yüksekti . Ses  kumanda masasında özellikle  Ozric'de bizce sorun vardı .  Bunun dışına  Organizatör Erdem Çapar başta olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ederiz.

Long Live Rock !
Aylak Adam
09/03/2016