8 Aralık 2016 Perşembe

Bir Rakı"n"roll şiiri


yırtar geceyi rock n roll ve delirtir ayı ve hatta yıldızları
uyanırlar, bir de bakarlar ki halen gece ve her yer karanlık
"o halde biz rahatsız eden de kim ? " derler birbirlerine
işte o an,  iki adam “kafaları kıyak” bakar ve de gülerler
hem aya ,  hem de yıldızlara

işte bu , halen umut taşımama sebep olan şey  dostum
her şey kötüyken , aradaki nadir “ iyi şeylerdir” insanı yaşatan 
hem de  umut var kılan
bir anda bitecek sanırken , uyurken ya da  uykuya dalacak iken
gelir, girer devreye   " ansızın bir infilak "
ve o an da  her şey değişir 
halen varlar ve yaşıyorlar  "eyvah" dedirtir !


( deep purple "fools" çalarken  o esnada radyoda ...)

işte o iki "manyak" biziz :  beco &  gero




19 Kasım 2016 Cumartesi

Wake Up ! Uyan !

2016 Tüm Evrensel diye nitelendirilecek ,yazılı ya da yazısız kanun , kural ve de bilinen ya da bilinmeyen tüm DİN'lerde de dahil olmak üzere , ayrıca hepsinden önemlisi hangi geçmiş gelenek ya da kültürden gelirse gelsin, mitolojik hatta antropolojik detayına da inilecek kadar geçmişe gidersen git gelmiş geçmiş tüm topluluk ya da toplumlarda " İNSANIN / BİREYİN ya da TOPLULUĞUN , HABERİ OLMADAN , RIZASI OLMADAN , ONA KARŞI YAPILAN HER TÜRLÜ EYLEM , HAREKET VE DAVRANIŞ SUÇTUR , YASAKTIR ve birilerinin de anlayacağı şekilde GÜNAHTIR ! "   ( Hırsızlık , yaşama kasıt, yaşam hakkını elinden alma , vandalizm , taciz , tecavüz , kölelik , vb herkesin aklına gelecek şeyler ...)


Bu temel, gerçektir ve de EVRENSEL VE İNSANİ yazılı dahi olmasına gerek olmayacak şekilde yegane KURALDIR !

Bu evrensel gerçeğe DON GİYDİRMEYE çalışıp , ona da kılıf uyduracaklarını sanıp, ve hatta tecavüz etme girişiminde olanlara da ne denileceğine aklı başında olan ve kendiniz İNSAN bilenler her halde bir tanım koyacaklardır !

Bu hastalığın kaynaklarını da - herhalde- bilerek ! Değil mi?
NOKTALI VİRGÜL ;

Bu notu yalnızca güncel yasa sebebi ile koymuyorum , süregelen ve sürdürülmeye devam edilecek , geçmiş , bugün ve gelecekteki hem yerel hem tüm dünya üzeri benzerlerini de tarifleyerek koyuyorum . YEGANE NOKTA ESASINDA BUNA TAHHAMÜL EDİP ETMEMEK/EDEMEMEK , GÖRMEZDEN GELİP GELMEMEK /GELEMEMEK, KABUL EDİP ETMEMEK/EDEMEMEK , DESTEK OLUP OLMAMAK ve Bu ayrımları yapan ve yapamayanları ayırmaktır diye de düşünerek , davranış geliştirmektir diyerek koyuyorum .

NOKTA !

GYK




Geronimo diye



Geronimo diye …

Bilinmeyen zamanlardan bu yana özgür ve mutlu yaşıyordu halkım bu topraklarda , yani vatanımızda  .

Ta ki, Siz gelip bize , bana , yaşamımıza  ve aileme dokunan dek .  

Yaptıklarınız yanında  öfkem bile yetersiz kaldı ...

Ama karşılıksız bırakamazdım , yaptıklarınızı . 

Kendim , ailem, inancım , vatanım ve tüm değerlerim  için savaşacaktım ...

Ve uzun yıllar savaştım ...  

Ama beni , içimdeki  öfkemi ve özgürlüğümü yenemediniz , yenemeyeceksiniz de …

Ta ki  Ben  ,  yanımdakiler daha fazla acı çekmesin diye . İçim el vermeyerek de olsa  teslim oldum 

Ve  Sizin o beyaz kurallarınızla  oynadım sizinle .

Beni yok edemediniz , edemezdiniz de !  Buna  ancak ben karar verirdim  !

Ve ardımda, giderken size  bir miras bıraktım beni unutmayın , hep hatırlayın diye 

O yüzden en zor anlarınızda , sıkıştığınızda  ve cesarete ihtiyacınız olan her anda , her yerde  “adımı haykırmaya mahkum ediyorum sizi “ 

“ Gerooonimooo   “  diye !


Yazan : G. Yalnızkartal

Kasım 2016

27 Ekim 2016 Perşembe

Bir Radyo Macerası : RAKINROLLFM

Hayatın içinde  her an insanın karşısında bir  değişiklik çıkıyor olması güzel , bundan  memnunum , teşekkürler hayat . Hem de bu kadar  b.ktan bir  gündem ve ortama rağmen ...

Bu yılın benim kişisel sürprizim de kendime bir internet radyosu kurmak ve  yayın yapmak oldu .

Kimisine göre uzun ve  meşakkatli bulunabilecek  , kimine göre de ( yani bana ) biraz uykudan feraget edilen ( çokça olduğu gibi )  bir gece vakti  bir kaç saat süren bir uğraş sonucu ortaya çıkan bir sonuçtu bu benim için ...

Radyonun asıl hikayeisne gelecek olursak ;   Aptulika 'nın ROCK FM de ki  efsanevi programı  " Blues Perişan "  ilgili radyonun el değiştirmesi yani satılması sonucu bitmişti . Çok değer verdiğim Aptül Ağbeyim için bu programın manevi değerini belkide gerçek duygularını gizlemeye özen gösterdiği derin açıklamalarından sonra anlamış  ve çok etkilenmiştim .  Çok değer verdiğim dostumun bu boşluğunu doldurmak için bir nebze de  olsa katkım olabilir mi diye düşünürken  ,  bundan birkaç yıl önce  Özgür ve Engin üstadların yapıp yayınladıkları  " İnternet Radyoları  " ve programları geldi hatırıma  . Yapılabilirdi pek ala...

O an , yani o gece hemen harekete geçtim ve  yukarıda bahsettiğim uzun uğraşlar sonucu  önce yayın yapılacak sayfa üyeliği   , sonrasında asıl zor olan yayını bilgisayardan internete aktaracak  uygulamayı yani programı bulmakla başladım işe .  Yapacaktım inat etmiştim . Süreci anlatan videolar buldum youtube da  , sonra süreç biraz hızlandı  ve  ...

Lafı uzatmaya gerek yok , burada teknik ayrıntılar da abesle iştigal olur . Sonuç şu ki , Aptül Abime bir BLUES PERİŞAN radyosun  açmak için çıktığım yol , Aptulika'nın  ROCK FM'in yeni kadrosuna davet edilmesi ve prgramının yine yayına başlaması ile  temel amacını yitirdi .  Ama bu arada ben radyoyu kurmuş ve test yayınlarına başlamıştım .  ( Gerçi Aptulika'nın   İnternet radyosu üzerinden  bir radyo tiyatrosu yapma , ya da edebiyat programı yapmak gibi heyecan verici düşünceleride hala yok değil , ama tabi önce teknik sorun olan ve sesi düşük kalan mikrafon olayını çözmek kaydıyla )

Pratik sütüdyomu evin bir köşesine kurudum .  Stüdyo dediğiniz ,  bir  laptop, bir ses veren kolon , bir mikrafon ve bir harici diskten oluşuyor.  Bu sayede   evimin bir köşesinde  durmakta olan ve içinde  yıllar öncesinden biriktirdiğim neredeyse  on yıldır  dinlemediğim müzik arşivimin yer aldığı harici diski tozlu raftan indirdim .   Yani kısacası bu durum eski tutukumu yeniden hatırlamamı  ve rock dünyasının derinliklerine  ve  arşivlerimde yine yolculuklara çıkmama sebep olmuştu .  

Ayrıca  bir başka heyecan verici nokta daha vardı  .   Bu basit  yayınlarda  sesimi  , İstanbul'un karşı kıyılarında  uzun süredir görüşemediğim dostlara ulaştırmak ( Haydar , Ogün gibi ) , yetmezmiş gibi  çok sevdiğim değerli dostum Beco'ya taaa Almanya'ya seslenebilmek , ani bir kararla  uzak diyarlara savrulan çöl rüzgarları misali  Cezayir'de bulunan dostum Ahmet'e  , memleketim  Bandırma'ya ,  ablama,  anneme, babama  duyuruyor olabilmek tarifsizdi  . Bunu dışında bir çok müzik sevdalısı dostuma gece ve müziği paylaşabilme heyecanı ile başlayan   test yayını  ,   ana amaçtan sonra bana bir anda  zorunlu bir hediye gibi kaldı .

Bu yazıyı yazarken  , geride kalan iki ay içerisinde  belkide yüz saatin üzerinde  bir canlı yayın tecrübesi geride kalmıştı bile ...

Bizim bu radyo tozu yutma hikayemiz de aslında  yeni değil ,  geçen yüzyıl  , yani 1993 yılında ilk özel radyoların kimilerinin henüz  korsan yayınlarla yapıldığı günlerde  ,  bizim de sevgili dostum Ogün ile yayın yaptığımız RED FM'li günlere , sonrasında  Tarık'ın Mavi Radyo günlerine , bir yılbaşı gecesi  canlı yayını  10 kişi ile domine ettiğimiz  günlere götürdü .  Halen  Eyüp İblağ , Okan Meriç , Aptulika gibi  programıcı dostlarımızın varlığıda  bu yönden benim için bir tecrübeydi ...

İçimizdeki  müzik ama özelindeki ROCK müzik  ve  BLUES ve de bunlara eşlik etmekte eksik olmayan kutsal sıvı   RAKI'nın  ateşi  de buna tuz biber olunca da radyonun adını  anlık  bir algı ve karar ile   " Türkçe yazılır, algılandığı gibi okunur"  düsturu ile  RAKINROLL  FM  koydum ...

VE ...

Hali hazırda     tüm gün çalıştığımız için ancak akşam saatlerinde  yayını açabildiğimiz  bir  canlı kanlı internet radyosu yayınları başladı . 

( Tüm gün çalışan modern zaman köleleriyiz bizlerde .  O yüzdendir ki  ,  Blues tutkumuzdur . Zamanında pamuk tarlalarında çalışan köleleştirilmiş  siyah adamların isyanının dışa vurumu olan bu müzik , bugün de biz modern çağ kölelerinin dışa vurumu için birebir , doalyısı ile pek birşey de değişmemiş ... )

Halen bu yayınlara devam ediyorum , heyecanım ve  muzik tutkum çok büyük  , heyecanım da ...

RAKINROLL FM    bende ki bu unutmaya yüz tutan duygumu bana yeniden hissettiriyor ki bu pek kıymetli .

Teşekkürler Aptül Abi ( Aptulika yani Blues Perişan ) , Teşekkürler Sevtap , Teşekkürler Canım Kızım Doğa ,  Teşekkürler Beco, Teşekkürler Haydar , Teşekkürler Ajan , Teşekkürler Emre , Teşekkürler Ahmet  , Byfuss , Sedat  , Ahmet , Orkun , Gökhan  ve diğer tüm dostlarım ...

 
Sloganlarımızında bazılar ile  satırlar son bulsa da  RAKINROLL FM'de  süprz geceler de ilginç  muzik seçkileri ile karşılamak dileği ile 

" Rakın var ama Roll un yoksa  çözüm :  RakınRollFM ..."

" Suyun rakıya , tütünün dumana , gecenin müziğe karıştığı program Gecenin Katarı ve RakınRollFM ..."

Genel olarak yayını yakalama ihtimaliniz olan saatler  
Akşamları   21:00   -  01:00  aralığıdır

ON AIR  bildirimleri anlık olarak  Face Book Grunundan duyurulur ve grup üzerinden yayın sırasında ki paylaşım üzerinden interaktif katılım sağlanabilir

Face Book Grubuna Katılabilirsiniz :  RAKINROLL FM  ismi ile arayabilirsiniz .
 
Dinlemek için :  rakinroll.caster.fm
 




26 Ağustos 2016 Cuma

AMA CANIM TOK

Kitaptan ...

Adam karsisindaki cingeneye bakti ve sordu
"Hic bir seyden korkmuyor musun , insanlardan , hayaletlerden benzeri seylerden ?"
" A tabi" dedi cingene " Acliktan "
" Neden bir yerde durmuyorsun ? Meslegim var. Ac kalmazsin "
Cingene adama derin derin bakti ve gulumsedi ve sadece
" AMA CANIM TOK !"
" Ne demek o yani?"
" İstedigimi yapiyorum"
Adam
" Nah iste , Çingene ve ayaginda don yok, ama HÜR olan o "


.... Aganin Cocuklari - Yannis Manglis ( Belge Yay.)

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Olimpiyad İzlerken Canım Sıkılınca ...

Cüneyt Koryürek ve Kenan Onuk 'a ithaf edilmiştir 

CAN SIKICI HALLER 

Dört yılda bir dünyanın en büyük org'u yapılıyor, spor kanallarında varsa yoksa SALAK SALAK FUTBOL transfer haberleri vb. Geri zekalı muhabbetleri temcit pilavı gibi dön baba dönüyor ... Ben böyle ülkenin sporunun da futbolunun da medyasını da topunun ... Ne verirsen millet onu yiyiyor , ver futbolu al oyu sanki tablo . Oysa ki medya ve spor kültürüne yönelik bilinçli politikalar üretilse inanın çok başka bir iklim olur ülkede , kendimden ve yakın çevremden biliyorum bunu , yıllar sonra hayatına sporu zevkle katan, keyifle yapan , çocuklarını bilinçli yetiştirmeye çalışan , kah buna yenilen ( TEOG nedeniyle ben yenildim mesela ) , kah kazanan insanlar var. Ama tabi bu bilinç, istenen arzu edilen bir bilinç değil . Çünkü bu bilinç ve spor çeşitliliğide bir başka tür aydınlanma tehdidi kimileri için hiç şüphesiz, sokaklara bakınca bizde ki merakın ve ilginin hangi farklı tür sporlar(!) olduğunu görerek bunu anlamak pek kolay .... Futbol hakkatten fena biz zehir , kendini bu iklime göre futbolsever sayan , tarifleyen biri bana göre asla sporsever olamaz . Kesin olarak buna kanaat getirdim ( 3o-35 sene sonra da olsa kendimle gurur duyuyorum bu konuda ) , hele ki günümüzdeki futbol sunumu ile ... Bu başka bişey . Bu durumun spor kültürüne bence en ufak bir katkısı olamaz , hele ki bizdeki buradan ortaya çıkan,çıkacak , çıkması istenen zihniyetin . Bu zihniyet ülkenin haliyle de eşdeğer ( paralel diyecektim demedim bakın   ) ... Neyse ya , acaba bu ülkede kaç kişi ülke sporcularının yarışmadığı herhangi bir olimpiyad programını , ya da bir Avrupa ya da dünya şampiyonasını izliyor , seyrediyor ? Mesela şu an Olimpiyad da TRT harici şahane yayınlar var ( Bknz: Link ) , herkesin de elinde evinde her yerinde internete ulaşabilen aletler var , merak edip bakan var mı ? Phelps efsanesine kaç kişi bilerek şahitlik ediyor ( 5. olimpiyat 21. altın madalya ) Ledecky' i Hosszu' yu izlediniz mi ? . Şu an Cin Hollanda kadınlar çim hokeyi var ( ara yayında izliyorum 0-0 skor ) . Bu spor mu bizce ? Bir "Neyse" daha . Hüseyin Bold çıkınca ( O da isimden ilk sempatik gelmişti , belkide birileri dedesinin Türk olduğunu bile umarak sevmiş sempatik bulmuş bile olabilir kim bilir ? ) haber yaparlar biz de bakarız , börek çörek yer, oturur seyrederiz ... Ulan 79 milyonuz bi z...kim başarıda elde edemedik bu olimpiyatta der geniş geniş eleştiri de yaparız bilmiş bilmiş .... Kısacası içine futbol kaçmış spordan "bi uzak ,bi haber" acayip bir topluluğuz ( sözüm bu sayfalardaki çokça dostumdan ve meclisten dışarı ) .... OLİMPİYAD da seyirci olmak bile bir şereftir, bir ayrıcalıktır . Hele bir de orada sporcu olmak nasıl bir şeydir , hiç düşünen var mı ? Yine de olmayacak duaya amin diyelim ve sporu hayatınıza katan sporla kalan futboldan uzak duran insanların çoğalmasını dileyelim ... Olmayacak duaya amin denir mi ? Bilmem ? Ona da okuyan kendince karar versin . OLİMPİYAD ın keyfini çıkaranlara selam olsun !

(Özel Teşekkür : Ülkemizi  , ailelerinin ve kendilerinin özel gayretleri ve çabaları ile  bu nokaya geldikleri belli olup , çok başarıyla temsil eden 17 yaşındaki iki sporcumuz Mert Gazoz ve Tutya Yılmaz'a çok teşekkürler , ileride çok çok başarılı sonuçlar alacaklarından hiç şüphem yok )

Efsane Adam : Phelps 



Aylak Adam
Bir Olimpiyad Akşamı ve Mevsimi 2016

4 Ağustos 2016 Perşembe

OPEN : Andre AGASSI


Gündem ruh halimizi günlerdir büyük bir ızdıraba gark etmişti . Gecemiz gündüzümüz malum konu üzerinden yürüyordu . Bu durum insanın içinde hiç bir iyi şey yapma isteği de uyandırmıyordu . Sonra kitaplıkta aylar önce aldığım 520 Sayfalık bu biyografiye takıldı gözlerim . Ve okumaya başladım . Bu adamı sanırım tanımayan yoktur ve en basit tanıyanın aklında uzun saçları ve renkli kıyafetleri ile kortlarda ki hali gelir . Daha da meraklısı , maçlarını hatırlar belki . Magazin meraklıları Brooke Shilelds ile evliliğini anımsar kimbilir . İyi sporseerler uzun ve inişli çıkışlı başarılı kariyerini ...

Kitap inanılmaz bir sporcu biyografisi , Agassi'nin babasının 6-7 yaşlarda ileride dünya 1 numarası olmasını hedefleyerek ona neredeyse ızdırap çektirircesine antrenman yaptırması ve tüm kitap boyunca yüzlerce defa değindiği üzere " tenisten ilk günden son güne kadar nefret ettim " ifadesi ve ironisi içinde 21 yıl Grand Slam'lerde oynamış . 15 yaşından 36 yaşına kadar büyük başarılar, büyük çöküşler, yeniden başlangıçlar , büyük rekabetleri , aşkları , acılar içinde kıvranışları ve sakatlıklarla mücadelesi , zaafları , güçlü yönleri ile sıradan bir insan duyguları ve davranışlarına tanıklık edip , ayakta kalması ve yeniden dönüşlerinde büyük ve çok önemli yakın dostları sayesinde her zaman çalışmaya inanıp efsane bir sporcu kimliğinin sırlarını bulabileceğiniz harika bir hikayeye tanık oluyorsunuz . Lendl , Mcenroe , Corrier , Connors gibi efsanelerle başlayan rekabetin yolculuğu . Pete Sampras ile dev rekabeti ve herkes bittiği halde onun inatla direnişi ve günümüz efsaneleri Federer ve Nadal gibi üç farklı nesil ile yaptığı unutulmaz maçlarıyla son bulan 21 yıllık profesyonel kariyeri 1000'in üzerinde üst düzey tenis maçı , 8 çok zorlu Gand Slam şampiyonluğu . Çok içten , samimi ve acıklı mağlubiyetleri anlatışı , . Boris Becer'e gıcık oluşu ve detayları .  Uzun saçların aslında peruk oluşu ayrı bir itiraf . Çok zorlu ve problemli bir dönemin sonunda Steffi Graff ile büyük mutluluğu yakalayışı . Lisede okulu terkeden Vegas'lı çocuğun , sonunda Vegas'ın arka sokaklarında inşa ettiği örnek okul projesi Agassi Akademisi ile yarattığı ve yaşadığı büyük mutluluk . Uzun lafın kısası , her insanın böyle uzun ve üst düzey kariyeri yaşamış bir büyük sporcunun yaşamında alacağı ve çıkaracağı büyük dersler ve kazanımlar olacağına inanarak bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum . Hele ki ben sporu , spor olduğu için seviyorum , izliyorum diyenlere , hele hele ki çocuklarına sıkı bir gelecek hazırlama hırsı , isteği ve hayalindeki olan ebeveynlere de ders niyetine tavsiye ediyorum .

Kitaptan, Agassi'nin sanırım nadiren okuduğu başka bir yazarın kitabından alıntılayıp tüm zorluklara karşı düstur edindiği bir sözle devam edelim.

" Acı önemlidir . Bizler taş parçaları gibiyiz ... Keskinin darbeleri bize ne kadar acı verse de aslında bizi mükemmelleştir."

Bir başka alıntı . Okulunda düstur olan Saygı Kuralı ( bir tür and gibi )

"İyi disiplinin özü saygıdır
Otoriteye saygı ve başkalarına saygı
Kendine saygı ve kaidelere saygı  
Evde başlayan,
Okulda pekişen
Ve hayat boyu uygulanan bir tutumdur SAYGI "

Ve kitabın son cümlesi ile bağlayalım .

" ... Ben kitapların büyüsünü keşfetmekte geç kaldım . Çocuklarımın uzak durmalarını istediğim onca hata arasında bunu listenin en üstlerine koyuyorum ."  

Bu arada Agassi ile aynı yaştayız , sadece otuz gün büyüğüm  . Kızlarımızın doğum günleri arasında da iki gün fark var , ikimizde bir zamanlar uzun saçlıydık, o meğersem peruk takan bir seyrek saçlıymış , ben de durum halen fena değil  . Adamı ilk günden son güne kadar hep sevdim ve desteklemiştim . O bu kortların en asi ve renkli adamlarından biriydi . Boşuna sevmemişim şimdi net olarak ikna oldum .

Andre AGASSI , sana AÇIK olarak SAYGI duyuyorum dostum . Çok büyükmüşsün gerçekten.

Bu harika kitap için de  teşekkürler ...

Not: Kitabı okurken hırslanıp sitenin içinde bulduğum bir duvarda tenis antrenmanı yapmayı denedim 40 dakikada omzumu sakatladım . Bu da kitabın hoş bir anısı olarak " ACI ve KESKİ " tınlaması yaptı kulağımda ...

Aylak Adam 


Ağustos 2016