24 Mart 2016 Perşembe

Öyle bir yerdeyim ki Öyle bir yerdeyim ki ! ( Gündem )

"öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
bir yanım mavi yosun
dalgalanır sularda
dostum dostum
güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe.." 

H.H. Korkmazgil




22. 23 . 24  Mart 'ın gündemine dair notlar düşerken bir yere  


Hasan Hüseyin Korkmazgil'in bu  dizeleri takıldı , beynime , dilime , kalemime ve klavyeme  ...

İçimdeki kızgınlığı, acıyı , üzüntüyü , yaşananlara karşı öfkeyi , isyanı , korkuyu , umutsuzluğu da anlatırken , bir yandan da  yaşamın dinamiğini , devamlılığını ,  yaşama sevgisini , umudu  ve coşkuyu da unutmamak gerektiğini  ...

Blog'a  bu üç enteresan ve  çıldırtıcı gün ve gündeminin  başlıklarını eklemek istiyorum , geleceğe not düşmek adına .  

Aslında bu üç gün ,  benzerleri  son zamanlarda  çokça yaşanan üç günlere  bir örnek , o üç günlerden bir kesit gibi ...  Bir çok anormal şeyler yaşanırken hiç bir şey olmamış gibi  yaşıyor görünme deneyinin bir  parçası gibi görüyorum  bu gündemlerin içinde barındırdığı gerçeklerle yaşayan insanları , onları yaşatanları ve ortaya çıkan durumu ve ortamı ...

Ve , onca olan şeye karşı  hiç bir şey nasıl olmuyor diye merak ederek  . Hem korkarak,  hem çekinerek , hem de umutvar bir merakı hiç kaybetmeyerek 


İşte  o üç günden birkaç gündem notu :

22 Mart 
- Rektörün biri : "En tehlikeli kesim okumuş kesim" , diyor 


- Bakanın biri : "Bir kereden "bişey" olmaz " diyor

- Ülkenin biri , bir başka ülkenin içeri alıp soruşturup serbest bırakıp, ödüller verdiği iş (!) adamını , mimimum 75 yıllık bir ceza ile tutukluyor ( Reza Zarrap , ABD'de  tutuklandı )
- Bir de üstüne Avrupa'nın göbeğine bomba paylıyor  ( Belçika - Bürüksel'de ) 



Gündem nefes almaya fırsat bulamıyor ...

23 Mart
Hey Allahim !   Bu nasıl bir şey ?  Bos geçen günümüz yok !
Öküzlükleri çekmek için ne günah işledik biz ?
Dün "pedofili"  meşrulaştı üst düzeyde , bugün de " ortanca hanım " işi tamam !
Bakalım yarın kim ne yumurtlayacak ?

- Ali Ağaoğlu: "Ortanca hanımla(!) İstiklal caddesine gittim. Millet fakir(!), karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım.''
- Dünün bakanlarından  Hseyin Çelik efendi de ' dini siyasete alet etmeyin ' buyurmuş .  Sadece. 'Çüş' diyorum bu aymazlığa !

24 Mart

- Belçika'da içişleri ve adalet bakanları istifa etmiş ! Japon olmadıkları için seviniyorlar mıdır acaba ?

- Biz de milli maç seremonisine 8-10 yaşlarında iki türbanlı kız çocuğu ile çıkıyoruz , Türk asıllı İsveçli oyuncular  Jimi Durmaz ve Erkan Zengin'in önüne düşmeleri de pek manidar ! Hala istismar , her yer istismar !!! ( Bu arada formalar da rezalet ötesi bir dizayn ! )
- Ortalığı kana bulayan örgütün davasında tahliye çıkıyor ülkemizde .  ( Türk adaleti bugün İsid üyelerini tahliye etti bir davada )
- Gece yarısı operasyonu ile meclisten , kişisel bilgilerin yabancı ülkelerle paylaşılmasına engel bir tasarı geçiriliyor ( Onay kurulun 7 üyesinin tamamını bu arada Cumhurbakanı ve Başbakan atıyor. Ne kadar bağımsız ve özgür bir kurul değil mi ?  )
- Ve hiç durmadan kanıksanmış bir şekilde ülkenin doğusundan sürekli şehit haberleri gelmeye devam ediyor . Ayrıca bir yerlerde aylardır süren sokağa çıkma yasağı halen devam ediyor. Şehirler ilçeler boşalıyor .


Vay anam Vay !  derken ve de birden ;

- Yetmezmiş gibi bir de Cruyff ölüyor 

frown ifade simgesi







15 Mart 2016 Salı

Gündem !

Gündem !

Bombalar, ölümler  ,çocuk tecavüzcüleri , harem sevdalıları , kerhane imamları , kara para kaçkınları  , kıç yalayıcıları , mafya bozuntuları , beyinsiz faşolar ,   kaypak aydınlar , göçmen tüccarları  ,  doğa düşmanları , rant yağmacıları , deve kuşu vekiller , g.t kılları , kitapsızlar , savaş sevdalıları , barış düşmanları  ...



Herşeyin sorumlusu dış mihraklar
Ne işleri var  dışarıda , otursunlar gezmesinler
Hocamız mı ? Haşa , tövbe , kattiyen , na mümkün !
Harem okuldur . Hep beraber kaydolup , cümleten verelim ...
Kerhanelere de nöbetçi imam atayıp ,  nikahı kıyalım
Oğlan nereye kaçıyor hanım
Padişahım çok yaşa
Dünyada bir ilk : Mafya mitingi
Emredin Moskova'da namazı kılalım
Ehem , hönk, gak , guk !
Üç milyara itina ile göçmen alınır
Köprü yapar köprü satarım, Deli Dumrul'a kafa atarım
Bu milettin de "a..na korum " hatta gider birde üstüne şehirlerini başına yıkarım
Mütemadiyen herkesi istifaya davet ediyoruz , yahu bizim maaş ne zaman yatıyordu pardon ?
Hülooooğğ
O kadar okudun da ne oldu ?
Gerekirse geçer öbür tarafa sallarız iki füze ne olacak ki
Her yerdeyiz :  tv'de , medya da , maçta , kahvede , okulda , yolda , kışlada , saray da ya da dağda ...






9 Mart 2016 Çarşamba

2016 İzlediğim Filimler : Kısa yorumlar

Şu ana kadar izlediğim filimleri . Kısa notlar ile  şahsi olarak yorumlayıp yine yıldız bazında şahsen tavsiyelendiriyorum .  İzleme kararı  bu yazıyı okuyanındır . Ama  yüksek notlu tavsiyelerimi en azından araştırmanızı gerçekten tavsiye ederim .  Pişman olmazsınız ...


20- Gagarin: First in Space ( 2013 Ynt :Pavel Parkhomenko )
Bu ilk uzay kahramanının hayat  hikayesinden bir kesit Rus yapımı bir film ve drama olarak karşımızda …  Ruslar  , Amerikalıların çok sevdiği  bu tür hikayeleri bence hak ettikleri şekilde çekmişler .  İzlenesi 
Tavsiye :  ****

19- Last Cab to Darwin ( 2015 Ynt : Jeremy Sims):
Son zamanlarda seyrettiğim en iyi filmlerden biri . Oyuncululuğu , hikayeyi , hikayedeki karakterlerin gerçekçiliğini hepsini çokça beğendim . Ayrıca Avusturalya'da halen bir Aburjin e nasıl bakıldığı da alt hikaye olarak dikkat çekici ... Ama Rex ‘in hikayesi büyük oyun , etkileyici ... İsteyen izler .... Hepsi bu
Tavsiye : *****

18- Inside Llewyn Davis ( 2013 Ynt : Joel and Ethan Coen )
Gerçek bir müzisyenin 60’lı yıllardaki hikayesinin kurgulanmış hali .  Dahi kardeşlerin dahiliğini göremediğim bir filmdi . Birde müziğe dair her şeyi  dikkatle ve özenle izleme steğime rağmen , çok yavan bir anlatım geldi bana
Tavsiye :  **

17- Forsaken ( 2015 Ynt: Jon Cassar)
Bir Western , meraklısı izleyebilir .  Fena değil , iyi de değil 
Tavsiye : ***

16- Spotlight ( 2015 Ynt:Tom McCarthy )
Çok fazla söze haçet yok . Kimse beklemiyorken benim en büyük Oscar adayımdı ve kazandı .  Gerçek hikaye ve gazeteci hikayesinin sineması , ilgi çeker her zaman . Ama aslolan konu  ve gerçek için izlenmeli . Hey Amerika hey , çirkin yüzlerin ne kadar da çok ! 
Tavsiye : *****

15- The Big Short (2015 Ynt: Adam Mckay )
2007 ekononomik  krizinde  Amerikada ki bir grup  yatrımıcının ( blinen tabiri ile borsacının )  nasıl ters manyal yaparak  morgage balonunun patlamasını ön görüsünü anlatan hikaye .  Tipler  ve oyunculuklar başarılı . 
Tavsiye : ****

14- Creed: Efsanenin Doğuşu ( 2015 Ynt : Ryan Coogler )
Rock’i  ye ye bitmez bir efsane . Bu defa’da Apollo’nun oğlundan medet umuyor . Başrol  başarısız ama  Stallone bence fena değil  , meraklısı dışında  izlenecek bir şey yok
Tavsiye :  **

13- Lonesome Dove Church ( 2014- Ynt: Terry Miles)
Western .  Çok yavan ve ağır ilerleyen bir hikaye  , beğenmedim tavsiye etmem . Yalnızca tür meraklısına …
Tavsiye :  **

12- Meru - Belgesel ( 2015 - Ynt : Jimmy Chin, Elizabeth Chai Vasarhelyi )
Dağcığılığa , doğaya , adrenaline meraklısysanız ,  bu harika belgeseli  tavsiye ederim
Tavsiye : *****

11- In the Heart of the Sea ( 2015 - Ynt: Ron Howard )
Moby Dick kitabı nasıl ortaya çıktı ? Güzel bir kurgu  ve  bir Moby Dick filmi . Ama başarılı
Tavsiye :  ****

10- Rock The Kasbah (2015- Ynt:Barry Levinson)
Sürpriz filmlerden biri .  Zayıf bir film izlenimi veriyor ama  , müziğe  ve gerçek bir Afgan kızının hikayesinin kurgusuna Amerikan sinemacısı ve oyuncuları eşliğinde izlemek isterseniz… Bill Murray adamımdır 
Tavsiye : ****

09- Bridge of Spies ( 2015- Ynt:Steven Spielberg )
Oscar adaylarından dı .  İkinci dünya savaşı yılları ve casusluk filimleri çok ilgimi çekmiyor ama filmi izlerken sıkılmadım . 
Tavsiye : ***

08- Room (2015-Ynt:Lenny Abrahamson)
Hmm  . Etkileyici bir Amerika’nın hem hikayesi hem eleştirsi hem de bu hikayelerden sinema yapıp  bunu sattığı ve başarılı bir örnek .  Hikaye  ve kadın ile çocuk oyuncu performasları etkileyici .  Nasıl  Di Caprio  Oscar’ın da ayının hakkı yenilmeyecekse . Bu film kadın Oscar’ında da çocuğun hakkı yenmemeli ..
Tavsiye : *****

07- Johnny Got His Gun ( 1971 - Ynt: Dolton Trumbo)
Sürpriz filmim :  Bir alt sıradaki , sıra dışı sinema emekçisi Trumbo’yu tanıyınca onun bu filimi yaptığını öğrendim . Hele ki Metallica’nın efsane şarkısı One’ı da bu filmden esinlenerek yazdığını da öğrenince izlemek kaçınılmaz oldu .  Çok etkileyici antimilitarist bir snema ve etkileyici hikaye . Çok şiddetle tavsiye ederim .
Tavsiye : *****

06- Trumbo (2015 - Jay Roach)
Bence bu yıl  bir sinema festivalinde  en iyi film olması gereken yegane film . Muhteşem bir hikaye , oyunculukta çok başarılı . Seninle tanıştığımıza çok memnun olduk Donald Trombo . Filmi yapanlara minettarım .
Tavsiye: *****

05- Ashby (2015- Ynt: Tony McNamara)
Mickey Rouke varsa bir film mutlaka izlenesidir benim için . Seviyorum bu adamı .  Yine de objektif bir tavsiye sunacağım
Tavsiye :  ***

04- Bucket List (2007- Ynt:Rob Reiner)
İki şahane ihtiyar’ı oynayan iki muhteşem  oyuncu. Güzel bir film , izleneci , çekilesi
Tavsiye : ****

03- The Beach (2000-Ynt: Dany Boyle)
Can sıkıntısı deneiyle  yıllar sonra tesadüf izledim . Beğenmedim
Tavsiye : *

02- Mustang (2015-Ynt: Deniz Gamze Ergüven)
Türkiye’nin kangren ve acı hikayesine  güya  dokunmak  istemiş , ama mevzuya Fransız kalmış ( Yönetmen kızımız Fransa’da yaşayan bir Türk )  bir  film . Oscar’a da aday bile oldu . Şaşırtıcıydı bu benim için . Hikaye tamam da  , anlatım ve oyunculuklar  ve de kurgu ve vurgu  çok vasattı bana göre .
Tavsiye :  **

01-The Revevnant (Ynt :Alejandro González Iñárritu) 2015
Ayı olmasa ne yapacaktın be Di Caprio ?  Yönetmen , Kamera muhteşem .  Amerikalıların ilk yerleşimci Beyaz’larınan birisi üzerinden   tek kişilik kahramanlık hikayesi yaratılmaya çalışılmış .  Fena değil bu film  için tavsiye yıldızı kullanmayacağım çünkü herkesin bir fikri var . Ama tüm oylarım Ayı’ya J

Tavsiye :   …  


Yılın ilk konseri : God Is An Astronaut ve Ozric Tentacles


Space rock ve saykodelik  rock ögelerini içinde barındıran müzikleri  ile ilgi çeken  önemli iki grubun  yer aldığı , benim için 2016 yılının ilk konser etkinliği için  İstanbul'un en popüler açık hava  konser mekanı Küçük Çiftlik Park' daydık yine .
Konser önü  hazırlıklarımız  alanın hemen dibindeki  Maçka Parkı' nın güzel atmosferinde iyi geçti . Rock konseri öncesi  huzuru açıkçası iyi geliyor bizim ekibe  ... ( Byfuss, Ajan ve Ben )
Kapıda  dostumuz,  ülkemizin değerli ve önemli müzik yazarlarından Murat Beşer ile karşılaştık , dolayısı ile  onun olduğu bir yerde bizim müzik yazmamız doğru olmaz diye düşündüğüm için o konuya girmeyeceğim . Yazıyı buraya ekliyorum .
Yalnızca ensturmental müzik yapan  gruplardan space rock performansı canlı olarak dinlemek  ilk tecrübemdi  ( Uzun yıllar önce  Uli Trepte  'i dinlemiştim ama aynı kategoriye girer mi bilmem ama , bu vesile ile kendisini saygı ve rahmetle anmış olayım. Kısa sohbetimizde müziğin evrenselliği , sesin uzayda hareketleri ve kozmik dünyaya bakış açısını anımsadım da bir an ...  )  , performansların ilk yarıları iyi geldi ancak Ozric 'de  bir ara ses düzeninden de kaynaklandığını düşündüğümüz aksaklık ve grubu iyi bilen Byfuss'un yorumuna göre  daha iyi ve seçkin play list parçaları olmadığından belki de  ikinci yarısında bizim de gardımız biraz düştü .  Yine de Ozric'e  saygılarımızı gönderiyoruz .  Basçı ablamızın  (Brandi Wynne)  grubu sahnede idare edişine de ayırca hayran kaldığımı ifade etmeliyim , kendisi yaptıkları müziğin ruhuna da uygun olarak gayet "cool"du ...    
Sonrasında  sahne alan   God Is An Astronaut  ise   tarzın yeni donem gruplarından olmasından dolayı  alandaki gençler tarafından daha  çoşkulu  karşılandı ... Tempo ritm ve  sound  daha  doyurucu , sert ve ritmikti . Gerçi  bir süre sonra şarkıların birbirinin benzerleri olması ve performansın devamı bir rutinlik hissi uyandırdı ben de. Vaktimizin sınırlı olması dolayısıyla da konser bitmeden bir süre önce alandan ayrılmak zorunda kaldık .
Organizasyonla ilgili de iki cümle etmek gerekirse ,  içeride ki bira fiyatları yüksekti . Ses  kumanda masasında özellikle  Ozric'de bizce sorun vardı .  Bunun dışına  Organizatör Erdem Çapar başta olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ederiz.

Long Live Rock !
Aylak Adam
09/03/2016

17 Şubat 2016 Çarşamba

Yoko Ono'dan " Ex It "

Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Modern Sanat Müzesinde 2016 yılındaki ilk ana sergisi “YOK OLMADAN: Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi” yi ziyaret etme şansı bulduk ( Tayfalar ) . Sergi tasarım ve manası özellikle de zeytin ağaçlarının kullanımı şahsen beni çok etkiledi

Yoko Ono'nun " Ex It" isimli çalışmasını paylaşmak isterim ...

Yoko Ono
Ex It 1997-2007
Ahşap tabutlar , zeytin ağaçları ve ses yerleştirmesi
İstanbul Modern Sanat Müzesi Kolleksiyonu
Sanatçı Bağışı

Popüler siyasi kimliği ötesinde , kavramsal sanat ve özellikle performansı , müzik ve multimedya alanın öncü isimlerinden Yoko Ono hakkında sayısız retrospektif , belgesel ve yayın yapılmış , çok yönlü ve üretken bir sanatçı . Farklı alanlarda ortaya koyduğu çalışmaların ortak öelliği , yalınlık , şiirsellik ve vuruculuk . Sanatçının İstanbul Modern ‘e bağışladığı “ Ex It “ 1997’den beri çeşitli ölçülerde ve farklı meyve fidanları ile yaptığı mekana özgü bir yerleştirme . Yerleştirmede kadın , erkek ve çocuklar için farklı ebatlarda yapılmış 50 ahşap tabut ve zeytin ağacı fidanı bulunur basit ve kaba bir işçilikle yapıldığı belli olan tabutlar , doğal bir felaket ya da savaş sonrası aceleyle kurulan kurulan bir toplu mezarı çağrıştırır . Bu “ mezarlıktaki” nereden geldiği belirsiz kuş sesleri , sanatçının kuş seslerini kendi sesiyle karıştırarak tasarladığı bir ses yerleştirmesidir . Her bir tabutun kapağından ve daha ziyade ölünün yüzünün görülmesi gereken boşluktan dışarıya uzanan ve gün geçtikçe büyüyen zeytin ağacı fidanları görülür . Ölümü simgeleyen tabutların içindeki zeytin ağaçları tarih boyunca barışın , yeniden dirilişin ve ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul edilir . Kuş sesleri ise doğanın gücüne ve enerjisine işaret eder. Yerleştirmede birbirine karşı görünen unsurlar birbirini tamamlar , yaşam ve ölüm sürekli birbirinden doğar , ikisine de anlam kazandıran ve dngüyü devam ettiren ise doğadır . Yoko Ono’ya göre “ Ex It” bir süreklilik olarak yaşamın ta kendisidir . Ölüm ise “ yenilenme ve süreklilik vadiyle dopdolu yeni hayatı vücuda getirir.


Birde aklıma  Nazım'dan şu satırlar geldi tabi ...


"...
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından. "   Nazım - 1947



6 Ocak 2016 Çarşamba

2016'ya Merhaba

Adamın biri , bir gün , blog yazmaya karar verdi .  Ve o gün bugündür  bloglarına yıllık tutar gibi   devam ediyor .    2006 ... 2016  .  Bu yazı ve sayfalar ile de  onbirinci yıl macerası başlamış oluyor .

Bu adam "Aylak Adam"  diyor kendine .  Hiç şüphesiz ki sözlük anlamında ki manasının ötesinde  bir ironi barındırıyor bu isim  .  Okuyabilmek ve yazabilmenin hem heyecanını duyabilmek hem de keyfini alabilmek için açıkçası ruhunun , zihninin " aylak " olması gerektiğine inanıyor bu adam . Hem de bin türlü işin , yoğunluğun, koşuşturmanın ve keşmekeşin içinde .  Özgürlüğü  hissediyor uçsuz bucaksız bir denizdeymişçesine ,  sırları aralıyor gizemli bir mağaranın dehlizlerinde ,  içindeki " yoğunluğu" aylaklık ile devşiriyor ve dönüştürüyor ...

Gemisini yelkenlerini  dolduran rüzgarlar da tıpkı  , poyraz, lodos , karayel, keşişleme gibi  çok çeşitli . Kitaplar kuzeyden , Konserler batıdan , Filimler güneyden , gözlemler, izlemler doğudan eser gibi şişiriyor Aylak Adam'ın gemisinin yelkenlerini ...

Ve yol alıyor  ileriye  Aylakça

Aylak Adam Konuştu
2016'nin ilk günleri



Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
...
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.


Orhan Veli